|


Kendine güvenen çocuk nasıl yetişir?
Kıskançlığı sevgiye dönüştürebilirsiniz.
Çocuğum yalancı mı olacak?
Çocuğum parmağını emiyor.
Yalnız Uyuyamama
Boşanma
İçe Kapanıklık
Alt Islatma
Öğrenme Güçlüğü
Tik Bozuklukları
Kekeleme
Hiperaktivite
Hırsızlık
Tırnak Yeme
Saldırganlık

Yukarı Çık
Kendine Güvenen Çocuk Nasıl Yetişir?
Çevrenize baktığınızda kendine güvenemeyen pek çok insan görürsünüz. Bu insanlar belki doktor, belki öğretmen belki de yan komşunuzun çocuğu. Siz de bundan şikayetçisiniz ve çocuğunuzu kendine güvenen bir birey olarak yetiştirmeyi arzuluyorsunuz.
Düşünüyorsunuz ve kendinize sordunuz. Çocuğumun kendine olan güvenini sağlamakta acaba benim rolüm var mı? Annesiniz ve buna hayır demek mümkün değil...
Çocuğunuzun kendine güvenini geliştirecek bazı öneriler:
Çocuğunuzun başarabileceğine inandığınız durumlar oluşturun. Kolaylıkla yapabileceğini bildiğiniz bir işle başlayın ve bunu çok yavaş bir şekilde giderek zorlaştırın.
Çocuğunuzu yinelenen başarısızlıklardan koruyun.
Çocuğunuza karşı “senden ümidim yok”, “sana güvenim yok”, “yapamayacağını biliyordum” gibi olumsuz ifadeler kullanmayın.
Çocuğunuza ulaşamayacağı yüksek standartlar koymayın.
Çocuğunuza güvendiğinizi gösterin ve bunu da belirtin.
Ona karşı sevgi cümleleri kurun.
Başarılarını mutlaka övün.
Çocuğunuzun yanında arkadaşlarınıza onun başarılarından ne denli mutlu olduğunuzu belirtin.
Ona sorumluluklar verin.
Çocuğunuzun kıskançlık duygusunu gidermeye çalışın. Çünkü bu duygu güvensizlikle yakından ilgilidir.
Onunla konuşun ve saygı duyduğunuzu ifade edin.
Tutarlı ve şefkatli bir yaklaşım ve belli bir disiplin çocuğunuzun özgüvenini koruyacak, güven duygusunun gelişmesine neden olacaktır.
Psikolog Sümeyra Hardal

Yukarı Çık
Kıskançlığı Sevgiye Dönüştürebilirsiniz
Kardeşlerinin olması çocukların en zor dönemlerinden biridir. Birçok çocuğun kardeşine zarar verdiğini de görürsünüz. Peki bu kıskançlığı nasıl aşmalı? İşte bunun için doğumdan önce başlayan bir dizi faaliyet yapmanız gerekir.
Evinize yeni bir misafir gelecek... Zor bir dönemdesiniz, korkuyorsunuz. Sizin hayatınıza renk katacak olan bu misafiri acaba çocuğunuz nasıl değerlendirecek? ‘Artık ben büyüdüm’ mü diyecek yoksa ‘artık beni kimse sevmiyor’ mu?..
Çocuklar, en zor dönemlerini kardeşleri olduğunda yaşarlar. Çocuk kendinin dışlandığını ve sevilmediğini düşünür. Hatta onu istemez. Çevrenizde kardeşine zarar vermek isteyen çok sayıda çocuk görmüşsünüzdür.
O halde çocuğunuzun eve yeni gelen kardeşine olan tutumunu belirlemek sizin elinizde... İşte size birkaç altın nokta:
Çocuğu yeni gelen kardeş için hazırlamak, onu bu konuda bilgilendirmek önemlidir. Çocuğunuzla konuşun.
Eğer çevrenizde varsa yeni doğmuş diğer bebekleri ona gösterin.
Bebek doğmadan, büyük çocuğa bebeğin gelmesiyle annenin ona karşı hissettiklerinde hiçbir azalma olmayacağını anlatın.
Bebek doğduktan sonra da tutarlı olarak büyük çocukla ilgilenin.
Bütün çocuklarla ayrı ayrı zaman geçirin.
Büyük çocuktan kardeşinin bakımı için yardım isteyin.
Ona her zamanki gibi davranın.
Kardeşlere eşit şekilde davranmak yerine onlara ayrı ayrı kardeş özelliklerine göre davranın. Önemli olan eşitlikten çok adalet duygusudur.
Yeni doğan kardeşin kıskanılması bütün kardeşler arasında olur, önemli olan kıskançlığın büyümeden sevgiye dönüşmesidir.
Psikolog Sümeyra Hardal
ÇOCUĞUM YALANCI MI OLACAK ?
Yalan söylemek bir hatayı gizlemek amacıyla gerçeğe uygun olmayan bir girişimde bulunmaktır.Anne babalar çocuğunun yalana başvurduğunu fark ettiğinde endişe duymaktadırlar.Acaba çocuğum yalancı mı olacak? Neden yalan söylemektedir? Sebebi nedir? Sorularının cevabını aramaya çalışırlar. Oysaki çocukların 3 yaşından önce inanılmayacak öyküler uydurması taklit oyunlarından hoşlanması oldukça normaldir.Çok zeki ve hayal gücü geniş olan çocuklar bunda oldukça başarılıdırlar.
Yaşamın ilk 5 yılında söylenen yalanlardan dolayı kaygılanmaya gerek yoktur.Çocuk açıkça anlaşılan bir yalan söylediği zaman endişe edilmeden doğruyu söylemezse o na ne zaman inanacağını bilemeyeceğini söylemek yeterlidir.Sert cezalar ,eleştirmeler ,suçlamalar çocuğu daha da çok yalan söylemeye itecektir.
Yalan söyleyen çocuk ile hayal kuran çocuğu birbirinden ayırt etmek gerekir.Çocuk hayal dünyasın da yaşadığı bir olayı anlatırken ısrarcı değildir.Söylediklerinin kendi dünyasına ait olduğunu bilir.Yalanda ise sürekli bir ısrar söz konusudur.
Çocuklarımız yalan söylemeyi de taklit yolu ile öğrenirler.Yetişkinler kendi aralarında hatta çocuklarına bile yalan söylemektedirler.Hatta çocuklarından da yalan söylemelerini istemektedirler.Örneğin;istediği bir yere gitmemek için başının ağrıdığını bahane eden anne,sofrada çocuğuna ellerini yıkayıp yıkamadığını sorduğunda ,çocukta yemeğe başlamak için olumlu yanıt verecektir.
Çocuk çekingenlikle yalan söyleyeceği gibi,mükemmeliyetçi yapıdaki çocuklarda çok fazla üzerlerine gidilirse yalana başvurabilirler.Çocuklar ilgi çekmek için yalan söyleyebileceği gibi ,anne babanın sevgisine ihtiyacı olduğundan dolayı da yalan söyleyebilir.
Neler yapmalıyız:
-
Yalanı fark ettiğinizde önce anne baba olarak kendinize sorun.Acaba ters giden bir şeyler mi var? Sorun benden mi kaynaklanıyor? Çocuğunuzla aranızda olan ilişkinin kalitesini mutlaka sorgulayın.
-
Çocuğun yalana ne zaman başvurduğunu ,söyledikleri ile ne ifade etmek istediğini öğrenin.
-
Çevresinde yalana başvuran başka kişilerin olup olmadığını kontrol edin.
-
Yalan söyleyen çocuğunuz ile olumlu bir ses tonu ile konuşun.Davranışının yanlış olduğunu ifade edin.
-
Ona güvendiğinizi ifade edin.Çatışma ortamı oluşturmayın.
-
Aile toplantısın da doğruluğun yararları,getireceği mutluluk ve avantajlarından bahsedin.
Psikolog Sümeyra Hardal

Yukarı Çık
ÇOCUĞUM PARMAĞINI EMİYOR
“Çocuğum 7 yaşına geldi,koskocaman bir kız oldu ama hala parmağını emiyor. Oğlum doğduğu günden itibaren parmağını emdi,hiç bırakmadı.”Parmak emme şikayeti pek çok anne baba tarafından dile getirilen problemlerden biridir .Çünkü aile çocuğunun bir problemi olduğuna inanmakta ,dişlerinin yamuk olacağından ,konuşmasının bozulacağından endişe duymaktadır.
Parmak emme ;kardeş doğumu ,kardeş kıskançlığı ,aile içi problemler ,sevgi eksikliği gibi çocuğun karşılaştığı stres etkinliği gibi çocuğun karşılaştığı stres etkenlerinden kaynaklandığı gibi,bebekliğinde alıştığı emzik kullanma alışkanlığının devamı niteliğinde de olabilir.Ayrıca mutsuz çocuklarda ,yalnız kalan,canı sıkılan,kendini ifade edemeyen,güvensiz çocuklarda da sıkça karşılaşılır.
Çocuğa ,sürekli ilgi ve sevgi ile yaklaşılmalı ,cezadan suçlamalardan kesinlikle kaçınılmalıdır.Aşırı cezalandırıcı tutumlar anne baba ile çocuk arasındaki ilişkiyi zedeler.Anne baba’lar problemin çözümü için parmağa acıbiber sürme gibi yollar deneyebilirler.Böyle yöntemler kısa vadede sonuca ulaştırdı gibi görünsede uzun vadede çözüm olmamaktadır.
Çocuk parmağını emdiği zaman o’nun dikkati başka tarafa yönlendirilmelidir. Uyku öncesinde parmağını emiyorsa okunacak masal,hikaye ile dikkati değiştirilmiş olur.Çocuğun olumlu davranışları mutlaka ödüllendirilmelidir.Parmak emmeyi azalttığı zaman davranışı mutlaka taktir edilmeli ,motivasyonu arttırılmalıdır
Psikolog Sümeyra Hardal

Yukarı Çık
ÇOCUĞUNUZ YALNIZ UYUYAMIYOR MU?
“Anneeeee.....uyuyamıyorum,sizin yanınızda yatabilir miyim?”diye yükselen bir ses . Gece yarısı ağlayarak yanınıza gelen çocuklar.Bu ve benzer sahneler pek çok ailede her gece tekrarlanıyor.
Peki çocuğunuzun anne babasıyla beraber yatmak istemesi doğrumudur. Ne yapmanız gerekir.
Anne babanın yatağına sadece misafir olarak birkaç kez gelen çocukla ilgili endişe duymanıza gerek yoktur. Özellikle küçük çocukların kabus görüp korkması, anne babanın yanına gelmek istemesi oldukça normaldir. Korku, ağır bir hastalık, ailenin oturduğu evin değişmesi ya da şehrin değişmesi okula başlama, aile içi çatışma gibi özel durumlarda çocuk anne baba’nın yanında yatmak isteyecektir. Böyle durumlarda çocuğa ani tepkilerin verilmemesi gerekir. Ancak anne babanın yatağı arasıra ziyaret edilen bir yatak olmamalı, çocuğun kendi yatağı haline dönüşmemelidir.
Çocuklar 2 yaşından itibaren problemsiz olarak geceyi anne babalarından ayrı geçirmeye hazırdırlar. Sizin çocuğunuz hala sizinle yatıyorsa en geç 7 yaşından önce anne babanın yatağını terk etmiş olmalıdır.
Yalnız uyumayan çocuklar için anne babanın yapması gerekenler:
Değişiklik için çocuğunuza ve kendinize zaman tanıyın.
Çocuk odasını sevimli ,rahat,hoş görünümlü bir hale getirin.
Yatak odasından onun hoşuna gidecek eşyaları ortadan kaldırın.
Çocuk odasının ve yatak odasının kapılarını açık bırakın.
Çocuğun yatağını ,dışarıdan gelecek garip ışık–gölge oyunlarını görmeyeceği bir alana kurun.
Koridordaki hafif bir ışıklandırma ile karanlık korkusunun üstünden gelebilirsiniz.
Çocuğunuz yatağına her yattığında masal anlatarak, hikaye okuyarak onu ödüllendirin.
Sabahları uyandıktan sonra kısa bir süre sizin yanınızda yatmasına izin verin.Bu hem onun hem de sizin için moral kaynağı olacaktır.
İstediği zaman onun yanına gidebileceğinin mesajını verin. Bunu bilmek o’na huzur verecektir.
Psikolog Sümeyra Hardal

Yukarı Çık
BOŞANDINIZ PEKİ YA ÇOCUĞUNUZ
Hukuk yönünden boşanma evlilik sözleşmesinin sona ermesidir. Ancak ruhsal açıdan ailenin bölünmesi ya da tümden dağılmasına yol açan ve bütün aile üyelerini sarsan karmaşık bir olaydır. Boşanmaların çoğunluğunun evliliğin ilk yıllarında olduğu düşünülürse bu durumdan en fazla etkilenen ,zarar gören çocuklar olmaktadır. Kişiliğin geliştiği bu ilk yıllarda ,çocuklar için en önemli şey anne baba ile beraber sıcak yuvada sevilerek,güven duygusu içinde yaşamaktır. Oysa ki pek çok çocuğumuz bu duygulardan mahrum yetişmektedir.
Ailenin dağılmasından en fazla etkilenen şüphesiz çocuklar olmaktadır. Bu zor durumla baş edebilmeleri için öncelikle onların anne babalarının yardımına ihtiyacı vardır. Anne baba çocuğun tüm duygularını açığa vurmasını sağlamalıdır,o nu yaşananlarla yüzleştirmelidir.
Ailenin dağılmasına çocukların en yaygın olarak gösterdikleri tepki üzüntüdür .Ağlamak, üzüntüsünün belirtisidir. Yalnız kalmayı istemek ,az konuşmak ,dostça davranmamak ,saldırganlık yemek yememek onların tepkilerindendir. Pek çok ebeveyn ,bu konuyu çocuklarıyla konuşmaktan çekinirler .Onların daha çok üzüleceğini düşünürler. Oysaki bu doğru değildir .Onları kesinlikle görmezlikten gelmeden düşüncelerine değer verip konuşma ortamları hazırlanmalıdır.
Okul öncesi çocuklar daha çok birlikte yaşadıkları ebeveynin de o nu terk edip gitmesinden ,giyecek ve yatacak yer bulamayacaklarından korkarlar. Özellikle erkek çocukları sık sık kavga ederek ,bağırarak .kırıp dökerek öfkelerini açığa vururlar .Çünkü anne babaya karşı oldukça öfkelidirler. Pek çok çocukta kendini suçlamakta ayrılığın sebebinin kendisi olduğunu düşünmektedir. “Daha uslu olsaydım ,annemi üzmeseydim,derslerimi çalışsaydım” babam gitmezdi,annem üzülmezdi diye düşünürler. Eğer çocuğunuz her suçu kendi üzerine alıyorsa ,”lambayı ben kırdım ,pastayı ben bitirdim” gibi şeyler söylüyorsa biliniz ki ayrılığın sebebi olarak kendini suçluyordur.
Ayrılık sonrasında uyku problemleri görülen davranış bozukluklarından biridir. Yalnız yatmak istemezler,uyuyamadıklarını ,kabus gördüklerini söylerler. Çünkü uyku onlar için bilinmeyen bir karanlığa dalmaktır .Uyandıklarında yalnız kalacaklarını düşünürler. Erkek çocuklar ayrılığın etkisini daha yoğun yaşarlar .Kendilerini daha yalnız hissederler,çevrelerinin ilgisini çekmek için her yolu denerler,Kendilerine olan güvenleri oldukça azalmıştır. ders başarıları düşer,kendilerini ifade etmekte güçlük çekerler,arkadaşlarıyla geçinemezler.
Boşanma çocukların kolay kavrayıp benimseyebilecekleri bir durum değildir .Hele okul öncesi çağlarda olay büsbütün anlaşılmazdır. Zor bir yaşam onları beklemektedir.
Psikolog Sümeyra Hardal
ÇOCUĞUNUZ İÇE KAPANIK OLABİLİR
Kendini ifade edememek ,iletişim kuramamak, anlatamamak ve anlaşılmamak yaş kaç olursa olsun yaşamın en zor durumudur .Hepimiz anne-baba yada meslek sahibi olsak bile çekingen olduğumuz kendimizi güvensiz hissettiğimiz pek çok durum olmuştur.Peki biz neden böyle olduk ?Çocuğumuzun içe kapanık çekingen olmaması için neler yapmalıyız?Çocuğumuzun içe kapanık olduğunu nasıl anlarız?
İçe kapanık çocuklar yaşıtları ile iletişim kurmakta güçlük çekerler, arkadaşlarıyla beraber olmak yerine yalnız kalmayı tercih ederler,kendinden küçüklerle olmak isterler ,anne’lerinin yanından ayrılmak istemezler,kendilerini sözlü olarak ifade etmekten çekinirler.Arkadaşlarıyla oynarken çekinik davranırlar,ilk adımı atamazlar mutlaka onları birisi oyuna çekmelidir.İçe kapanık çocukların çok az şeye ilgi gösterdikleri, kendilerini rahatlatmak için sık sık parmak emdikleri,mastürbasyon yaptıkları,kendi saçlarını ve kulaklarını çektikleri görülür.Bu ve benzeri davranışları çocuğunuzda gözlemliyorsanız içe kapanık bir çocuğunuz olabilir,Hemen önlem almanız uygun olandır.
ÇEKİNGENLİĞİN SEBEPLERİ:
- Aile baskısı veya ailenin çok koruyucu olması
- Çocuğun söylediklerine aldırış edilmemesi
- Çocuktan yaşı ve kapasitesi üstünde davranışlar beklenmesi
- Çocuğun çabasına karşı tepkisiz kalmak
- Onu yüreklendirmemek ,cesaretlendirmemek.
- Onu sürekli eleştirmek.
İçe kapanık çocuğun sosyalleşmesi oldukça önemlidir.Onu mutlaka cesaretlendirmeli ve onurlandırmalıyız.Ona basit sorumluluklar yüklemeli ve bunu başarmasını sağlamalıyız.Baskı yapmak ,sürekli kontrol altında tutmak,neden konuşmuyorsun,sende oyna ,arkadaşların gibi ol deyip zorlamak bu çocuklar için oldukça yanlış davranışlardır.
Tüm çocukların olduğu gibi içe kapanık çekinik çocukların da sevgi ile desteklenmeye ihtiyacı vardır.
Psikolog Sümeyra Hardal

ALTINI ISLATMA
Altını Islatma: Altını ıslatma gece ve gündüz olabilmektedir. Bu durum tuvalet kontrolü beş yaşından sonra hala sağlanamamışsa ve haftada en az iki kez oluyorsa bu problemden yani altını ıslatma probleminden bahsedebiliriz. Altını ıslatma birincil ve ikincil olabilmektedir.
Birincil olan altını ıslatma durumunda , çocuk hiç tuvalet kontrolü sağlayamamıştır ve daha çok bedensel ve genetik etkenler ön plandadır. Yani altını ıslatan çocukların anne ve babalarında da bu durum belli bir yaşa kadar bulunabilmek-tedir. Aynı zamanda çocuğun altını ıslatması ile birlikte dirençli bazı mikroorganizmalar ile enfeksiyon o bölgede gelişebilir.
İkincil olanda ise çocuğun belli bir dönem tuvalet kontrolü sağlamasına rağmen daha sonradan bu kontrolünün kaybolması ile karakterizedir . Daha çok psikolojik faktörler etkilidir.
Altını ıslatma erkek çocuklarda kızlardan daha fazla görülmektedir. Altını ıslatmanın özellikle ikincil olan tipinde çocukta stres faktörleri bulunabilir. Genelde çocuklar karşılaştıkları stres faktörlerine karşı hayatın daha eski dönemlerine geri dönerek cevap verirler. Bu nedenle sonradan altını ıslatmaya başlayan çocuklarda muhakkak olabilecek ek psikiyatrik sorunlar gözden geçirilmelidir.
Altını ıslatma olayı psikiyatrik muayene yapıldıktan ve diğer faktörler ekarte edildikten sonra öncelikle davranışçı tedaviler daha sonra ilaç tedavileri ile tedavi edilmektedir. Yanlış tuvalet eğitimi , zamansız tuvalet eğitimi bu konuda önemli hazırlayıcı etkenlerdir.
Altını Kirletme:Altını kirletme gece ve gündüz olabilir. Dört yaşından sonra tuvalet kontrolü sağlanmamışsa ve en az ayda bir kez tekrarlıyorsa bu problemden bahsedebiliriz. Genelde sindirim sistemi rahatsızlıkları primer ve sekonder yerleşebilir. Psikiyatrik muayene yapıldıktan sonra eşlik eden durumlar varsa müdahale edilmelidir. Davranışçı tedavi ve ilaç tedavisi ile bu problem halledilebilir. Çocuğu altına bez bağlamak , çocuğun bu yaşına uygun olmayan davranışı karşısında sessiz kalmak , aşırı cezalandırma yoluna gitmek , çocuğun probleminin artmasına neden olur.
Altını kirletme ve altını ıslatma problemlerinde çocukta mevcut olabilecek psikiyatrik problemlerin ele alınarak halledilmesi gerekir . Bu türlü problemler başka türlü problemlerin habercisi olabilir. Bu yönü nedeni ile anne babaların bu durumları küçümsememeleri gerekir.
Altını ıslatma ve altını kirletme zamanında tedavi edilmez ise , çocuğun yaşına uygun normal psiko-sosyal gelişimi bozulur , anne baba -çocuk ilişkilerinde problemler yaşanır, çocuğun sosyal çevresinde (okul , arkadaş vb ) uyum problemlerine yol açar , çocuğun stres olayına uygun tepki ortaya koymamasını pekiştirir, ikincil olarak bazı bedensel problemlerin gelişmesine yol açar .
Psikolog Sümeyra Hardal
Çocuklardaki öğrenme güçlüğü bazı alanlarda çocuğun zeka düzeyi ve yaşına uygun gelişim düzeyinin çok altında başarı göstermesi ile karakterizedir. Bu alanlar matematik öğrenme güçlüğü , yazılı anlatım güçlüğü ,okuma güçlüğü şeklinde özetlenebilir.
Özel öğrenme güçlüklerinin görünümü çocuğun zeka seviyesine göre bazı alanlarda beklenen başarıyı gösterememesidir. Özel öğrenme güçlüğünde başka bir psikiyatrik veya organik bir nedene bağlı olmaması önemlidir.
Özel öğrenme güçlüklerinin tanısı klinik görünüm ve yapılan testlerle belli olmaktadır.Özel öğrenme güçlüğünün ayrıcı tanısında okullardaki normal olarak gelişen sapmalar ,eğitim ve öğretimde fırsat eksikliği , çocuğa verilen yetersiz öğrenim durumu göz önüne alınmalıdır. Ayrıca görme ve işitmeveya herhangi bir duyu bozukluklarında , zeka problemi olan çocuklarda , yaygın gelişimsel geriliği olan çocuklarda görülen o bozukluğa bağlı öğrenme güçlüğünden bu mevcut durum ayırt edilmelidir.
Okuma bozukluğunda çocuğun zeka düzeyi ve aldığı eğitim göz önüne alındığında çocuğun ondan beklenen seviyenin önemli derecede altında okuma becerisi göstermesidir. Okuma bozukluğu olan çocuklarda sesli okumada çarpıklıklar , yanlış sözcük kullanma ve sözcük atlamaları olur. Okuma bozukluğu yüksek IQ ile beraberse , erken tanı ve tedavi ile sonuç iyi olmaktadır.
Matematik ve yazılı anlatım bozukluğunda da okuma bozukluğunda olduğu gibi IQ seviyesi ve aldığı eğitim göz önüne alındığında önemli derecede yetersizlik görülür.Bu durum çocuğun okul performansını ders başarısını önemli derecede etkiler , Aileler normalde çocuklarının zeka düzeyine baktıklarında belli bir başarı beklemelerine karşın çocuklardan yukarıda bahsedilen alanlarda önemli derecede sıkıntı olmaktadır. Bu durumda çocuğun kendi özgüveni bozulmakta , aile ile olan ilişkilerde sorunlar yaşanmaktadır.
Özel öğrenme güçlüklerine başka psikiyatrik durumlar da eşlik edebilir. Özellikle dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu ile sık bir şekilde bir arada olabilir. Bu iki durumun ayırıcı tanısı bazı standart testler ve çocuğun klinik durumu ile kesinleştirilmektedir. Tedavide özel öğrenme güçlüğüne yönelik eğitimin verilmesi ile tedavi gerçekleşebilir. Ancak bu durumun tedavisi uzun bir süre almakta , bazı problemler yaşam boyu devam edebilmektedir.

Yukarı Çık
Tik birden ortaya çıkan ,hızlı , yineleyici bir motor hareket ya da ses çıkarma şeklinde olabilir. Tik stres ile alevlenebilir, kaygı ile artar. Uykuda veya oyalayıcı etkinlikler sırasında azalır. Tik durumu olan çocuklar sosyal ve aile çevrelerinde ciddi sıkıntılara maruz kalabilirler. Bu nedenle kaygının daha da artması nedeni ile tikler çocukta giderek artabilir. Yapılan bazı çalışmalarda çok aşırı kontrolcü , çocuğunun her hareketine müdahalede bulunan , çok titiz davranan annelerin çocuklarında daha sık görüldüğü gösterilmiştir.
Bu tikler Motor Tikler Olarak : Göz kırpma , omuz silkme , öksürme , basit yüz hareketleri, değişik yüz mimikleri olarak görülebilir.
Ses Tikleri ise burun çekme , hırlama , boğaz temizleme ve başka olarak farklı bir sesi çıkarma şeklinde olabilir.
Kompleks tiklerde ise hem motor hem ses tikleri birlikte vardır.
Çocuklarda gelip geçici tikleri kalıcı ve kronik tiklerden ve tourette sendromundan ayırt etmek gerekir. Tourette sondromu ile beraber başka psikiyatrik durumlar (özellikle obsesif kompulsif bozukluk ) birlikte görülebilir.
Tik ortaya çıkan çocuklarda tike bağlı kaygıyı artırmamak için çocuğun dikkati o yöne çekilmemeye çalışılır. Ayrıca mevcut tikler için ilaç tedavisi mümkün olabilir. Ancak tiklerin tamamen geçip geçmeyeceği ilerleyen süreç içerisinde belli olmaktadır. Eşlik eden başka psikiyatrik durumların olup olmadığı kontrol edilmelidir.Aileye gereken danışmanlığın yapılması önemlidir. Çocuğa sağlanacak psiko-sosyal destek ile birlikte aileye gerekli tavsiyelerin bulunulması tiklerin kalıcı olup olmaması açısından önemlidir.

Yukarı Çık
KEKELEME
Çocuğun konuşmasının zamanlamasında ve akıcılığında bozulma söz konusudur, seslerin ve hecelerin sık uzatılması ve tekrar edilmesi olabilir. Hece ve kelimeleri söylerken duraklama olabilir. Bazen söyleyemediği kelimeyi konuşmamak için kişi başka kelimeler kullanmaya çalışabilir. Kelime yinelemeleri olabileceği gibi hece yinelemeleri de olabilir.
Genelde 2-4 yaşları arasında olan kekemelik normal olarak karşılanır . Kekemeliğin %90 geçici olmakla beraber %10 kadarı kalıcı olabilir . Israr eden kekemeliklerde gerekli müdahalenin yapılması gerekir.Bazı durumlarda kekemelik dalgalanmalar şeklinde değişik dönemlerde görülebilir.
Ailenin çocuğun kekemeliğine dikkat çekmemesi gerekir . Çocuk kekelemeye başladığında sanki normal konuşuyormuş gibi davranmak önemli bir noktadır .Eğer dikkat çekerse , uyarırsa çocuğun anksiyetesi daha da artar , bu da konuşmanın daha da bozulmasına neden olur . Kekemelik durumunu değişik stres etkenlerinin , kaygı durumlarının , aşırı kontrolcü ebeveyn davranışlarının , yeni hayat aşamasında ( kardeş doğumu , okula başlama gibi ) uyum güçlüklerinin kekemeliğin şiddetini artırdığı konusunda klinik veriler mevcuttur . Kekemelik belli bir süre geçmez ise anne babaların zaman kaybetmeden çocuklarını çocuk psikiyatrisine getirmeleri gerekir. Belli bir yaştan sonra kekeleme için konuşma , nefes ve ritim egzersizleri verilir . Bu egzersizler ile çocuğun durumuna eşlik eden kaygı durumlarını azaltmak amacı ile ilaç tedavisi de uygulanabilir. Yurt dışında konuşma terapisti yetiştiren dört senelik fakülteler olmasına karşın ülkemizde kekemelik profesyonel anlamda ele alınmamaktadır .

Yukarı Çık
HİPERAKTİVİTE
|